Dijital Kameralar

SİNEMA TV

TV KLİPLERİ

HABERPOST

SPOR

TEKNOLOJİ

ERGUNBEY

BİLGİ TV



.

T
E
K
N
O
M
A
T

.



Velform Sauna Belt - Pratik Sauna

« Önceki | Sonraki »

6/1/2008

Düşünce okuyan cihaz

 ABD'li bilimadamları, düşünceleri okuyabilen bir cihaz geliştirdiklerini açıkladı.
      ABD'de bulunan Carnegie Mellon Üniversitesi'nde görevli uzmanların geliştirdikleri cihaz, insanların farklı şeyler hakkında düşündüklerinde beyinlerinin farklı bölgelerinin harekete geçmesi ve bu hareketlerin gelişmiş bir MR tarayıcısıyla tespit edilmesi prensibiyle çalışıyor.
    
 Cihazın üretilmesi sürecinde 10 farklı resmin deneklere gösterildiğini ve bu resimlerin deneklerin beyninlerinde yarattığı tepkilerin bir bilgisayar programı yoluyla kaydedildiğini belirten uzmanlar, daha sonra bu 10 resimden birisini düşünmesi istenen herhangi bir kişinin hangi resmi düşündüğünün bu program yardımıyla anlaşılabildiğini aktardı.
    
Farklı kişilerin aynı şeyleri düşündüğünde beyinlerinin benzer tepkileri gösterdiğini kaydeden uzmanlar cihaz sayesinde resimler arasında yer alan bir çekicin "biçimi" ya da "kullanımı" gibi birbirine çok yakın düşüncelerin bile ayırtedilebildiğini vurguladı.
    
 Cihazın şu anda sadece 10 resim ile ilgili düşünceleri tanıyabilmesine rağmen "çığır açıcı" nitelikte olduğunu kaydeden uzmanlar, yakın bir zamanda kelimeleri ve duyguları okuyabilecek daha gelişmiş bir cihazı geliştireceklerine emin olduklarını söylediler.
      Uzmanlar cihazın, çevrelerini farklı bir şekilde algılayan otistiklerin beyin yapısını keşfetmekte ve tedavi etmekte de kullanılabileceğine dikkat çektiler.

8/7/2007

Uzayda şaşırtan değişmeler

Hubble uzay teleskopu Jüpiter’in halkalarının renginin değiştiğini tespit etti. Bilim adamları ilk defa böyle bir değişime tanık olduklarını belirtti.
NASA’nın Hubble uzay teleskopunun geçtiğimiz hafta elde ettiği görüntülerde Jüpiter’in etrafındaki halkaların renk değiştirdiği gözlendi. Böyle bir atmosfer olayına ilk kez rastladıklarını belirten bilim adamları renklerin mevsimlerin değişmeye başlamasıyla değişime uğramış olabileceğini söyledi.

Hubble uzay teleskopunun çektiği görüntülerde gezegeni çevreleyen halkanın renginin beyazdan kahverengiye döndüğü görülürken bulutların da Jüpiter’in atmosferinin derinliklerine ilerlediği saptandı.

4/7/2007

Mazda 3'ü yaratan Türk şimdi de saat tasarladı


Mazda'nın Türk tasarımcısı Hasip Girgin, Mazda3'den sonra şimdi de Mazda için bir saat tasarladı. Mazda Avrupa ArGe Merkezi'nde tasarımcı olarak çalışan Girgin, 15 aydır üzerinde çalıştığı Mazda'ya özel saatin tasarımını bitirdi. Tasarladığı Mazda3, COTY (Car of The Year; Yılın Otomobili) jürisi tarafından 2004 yılında yılın en iyi ikinci otomobili seçilen Girgin, ilk defa bir saat tasarladığını belirtti. "Mazda otomobillerdeki ruhu bu saate yansıttım" şeklinde konuşan Girgin, amacına ulaşmak için Mazda MX-5'in hava girişleri, fren lambaları ve kapı kollarındaki yuvarlaklaştırılmış kare formunu tema olarak benimsedi. Silikon kauçuktan yapılan kayış ise Mazda'nın konsept aracı Hakaze'nin lastik deseninin dizaynıyla aynı.

4/7/2007

Vahşi kediler Güneydoğu’da evcilleşti

New York Times’ın haberine göre, bugün sayıları 600 milyonu bulan ev kedilerinin ilk örnekleri Güneydoğu Anadolu ve Irak’ta bulundu. İlk evcil kedinin Yakındoğu vahşi kedileri olduğu tahmin ediliyor.

Güneydoğu Anadolu ve Irak'ta

Binlerce yıl önce Yakındoğu’da bir yerlerde görkemli bir vahşi kedi, buğday ve arpayı ilk olarak işleyen, ilk yerleşik insanların kaba köylerinden birine girdi. Burada, bölgedeki yırtıcıların pekçoğundan, örneğin sırtlanlardan ve daha büyük kedilerden saklanabildi ve kendini güvende hissetti. İnsanların evlerine ve tahıl ambarlarına giren kemirgenler karnını doyurmaya yetiyordu. Böylece orada kalmayı hak ettiğini düşünen insanlar o­na tahammül ettiler ve çocuklar, bu vahşi kedinin yavrularını büyük bir neşeyle karşıladı. O ve o­nun gibi en az beş farklı türden dişi vahşi kediler, bugün sayıları 600 milyonu bulan ev kedilerinin ilk örneği olarak vahşi hayattan yerleşik hayata geçişi sağladılar.”

Bu senaryonun bilimsel bir temeli de var. Ulusal Kanser Enstitüsü’nden Carlos A. Driscoll ve çalışma arkadaşları, altı yılı aşkın bir süre boyunca İskoçya, İsrail, Nambiye ve Moğolistan gibi birbirinden oldukça farklı ülkelerden vahşi kedi türlü topladılar ve bu kedilerin DNA’larını binlerce ev kedisininkiyle karşılaştırdılar.

ATALARI YAKINDOĞU VAHŞİ KEDİSİ
Eski Dünya üzerinde, beş farklı vahşi kedi türü bulunuyor. Bunlar, Avrupa vahşi kedisi, Yakındoğu vahşi kedisi, Güney Afrika vahşi kedisi, Orta Asya vahşi kedisi ve Çinli çöl kedisi. Herbirinin DNA modeli, farklı bir kümeye denk düşüyor. Bütün ev kedilerinin DNA’sı, Yakındoğu vahşi kedisinin kümesiyle uyuşuyor. Science dergisinin internet sitesinde yayımlanan bir raporda da, ev kedilerinin atasının Yakındoğu vahşi kedisi olduğu ifade ediliyor.

Araştırmacılar, ev kedilerinin DNA’sına en yakın vahşi kedi DNA’sının İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Bahreyn’den toplanan 15 kediden geldiğini söylüyor. Araştırmadaki ev kedileri, dişilerden geçen mitokondriyal DNA’larına göre beş farklı aileye denk düşüyor. Kedi kalıntıları bulunan en eski arkeolojik alan 9.500 yıl öncesinde olduğu bilindiğinden genetikçiler, bu beş ailenin ilk örneklerinin bu dönemlerde yaşadığını ve evcilleştirilen ilk kedileren olduklarını ileri sürüyorlar.
Yakındoğu’da buğday, arpa ve çavdar yaklaşık 10.000 yıl önce işlenmeye başlamıştı. Bu dönemlerde bölgedeki tahıl ambarlarına farelerin ve sıçanların girdiğini tahmin etmek çok zor değil. İlk neolitik yerleşkelerde yaşayanlar, bu kemirgenleri kontrol etmeye yardımcı oldukları için kedileri köylerine kabul etmiş olmaları da oldukça mümkün.

KENDİ KENDİLERİNİ EVCİLLEŞTİRDİLER
İnsanlar tarafından evcilleştirilen diğer evcil hayvanların aksine kediler muhtemelen kendi kendilerini evcilleştirdiler. Bu da o­nların soyundan gelenlerin neden bağımsızlıklarına bu kadar düşkün olduğunu açıklıyor. Dr. Driscoll, “Kediler kendilerini yeni bir çevreye uydurmuşlardır, yani evcilleşme isteği insanlardan değil kedilerden gelmiştir” diyor. Driscoll’a göre kediler, “insanların kültürel ergenliğinin göstergeleridir” çünkü kedilerin insan hayatına girdikleri dönem, insanların avcılık-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçtikleri o zor döneme denk geliyor.

Yakın zamana kadar kedilerin, kült olarak kabul edildikleri Eski Mısır’da evcilleştirildiğine inanılıyordu. Ancak üç yıl kadar önce, Jean-Denis Vigne liderliğinde bir grup Fransız arkeolog, Kıbrıs’daki, neolitik döneme ait bir kazı alanında sahibiyle birlikte gömülmüş sekiz aylık bir kedinin kalıntılarını keşfetti. Akdeniz’deki bu adada o dönemde, kendi evcil hayvanlarını beraberinde getiren Türk kökenli çiftçiler yaşıyordu. Kedilerin de o­nlara ait olduğu düşünülüyor çünkü Kıbrıs’a özgü vahşi kediler olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmuyor.

TÜRKİYE’NİN GÜNEYDOĞUSU VE IRAK
Bu gömünün tarihi, Mısır uygarlığının çok çok öncesine dayanıyor. Yeni genetik kanıtların da ışığında bakıldığında, kedilerin evcilleşmesi bağlam değiştiriyor. Kedilerin ilk kez, Türkiye’nin güneydoğusundan Irak’a kadar uzanan “Bereketli Hilal” (Fertile Crescent) bölgesinde, tarımın başladığı dönemlerde evcilleştiği düşünülüyor.

36 FARKLI TÜR YOK OLMAK ÜZERE
Kedi familyasının genetiği konusunda uzman ve Science dergisindeki raporun yazarlarından biri olan Dr. Stephen O’Brien, kedinin evcilleştirilmesini “biyolojik tarihin en önemli deneylerinden birinin başlangıcı” olarak tanımlıyor çünkü bugün dünya üzerindeki ev kedilerinin sayısı yarım milyarı geçerken, kalan 36 farklı kedi türü ve pek çok vahşi kedi yok olma tehdidi altında.

NTV

1/7/2007

Karıncalar `Yaşam Sürelerini`nasıl Artırıyor

Karıncalar, topladıkları reçineyle yuvalarını dezenfekte ederek, yaşam sürelerini iki kat artırıyor.Lausanne Üniversitesi`nden bilimadamlarının yaptığı araştırmada, `Formica paralugubris` cinsi karıncaların, köknar ağacı ya da reçine parçalarını yuvalarının her yerine yerleştirdikleri belirlendi. Reçinenin, yuvaya zarar verebilecek `Pseudomonas fluorescens` bakterisi ve `Metarhizium anisopliae` mantarının barınmasını engellediğini ve reçinenin içindeki maddelerin karıncıları etkilemediğini belirten bilimadamları, reçinenin tıbbi özelliklerine başvuranların sadece karıncalar olmadığına dikkat çekti.

Bilimadamları, arıların ağaçların tomurcuk ve kabuklarından topladıkları reçineli ve mum kıvamındaki propolisle kovanlarını kapladıklarının, 1980`lerde kuşların da yuvalarına parazite karşı bitkisel bir madde yerleştirdiklerinin anlaşıldığını vurguladı.

Karıncaların sağlık önlemleri alma becerilerini gösteren bu araştırma Proceedings of the Royal Society adlı dergide yayımlandı.
(CnnTürk)

1/7/2007

Atlantis California’ya İndi

Uzay mekiği Atlantis, Florida yerine California’daki Edwards Air Force Hava Üssüne indi.Dün Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ayrılan Atlantis, elverişsiz koşullar nedeniyle Florida’daki Kennedy üssüne inemeyince bugün için hazırlıklar yapıldı. Ancak, koşullar değişmedi. Bunun üzerine NASA, bu akşam yapacağı ilk denemeyi iptal etti. İlerleyen saatlerde de Atlantis’in California’ya indirileceği açıklandı ve iniş, başarıyla gerçekleştirildi. Atlantis Uluslararası Uzay İstasyonu’na 7 mürettebatla bazı paneller götürmüştü. (ntvmsnbc)

1/7/2007

Deniz Suyunu Arıtmak dünya'ya Zarar Getirebilir


Deniz suyunu tuzdan arıtarak içme suyu elde etme çabalarının, küresel ısınmayı hızlandırabileceği açıklandı.

Uluslararası Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre deniz suyunu tuzdan arıtarak içme suyu elde etme çabaları yarardan çok zarar getirebilir; gittikçe daha geniş bir şekilde yapılan bu uygulama, küresel ısınmayı hızlandırabilir.

“Deniz suyunu tuzdan arıtmak çok pahalı ve bunun yanında çok enerji tüketimi ve bol sera gazı üretimi gerektiren bir süreç” diyen vakfın Küresel Temiz Su Programı Direktörü Jamie Pittock, bu yöntemin kullanımının devam edeceğini; ancak su sağlamak için her zaman daha emin yollar olacağını da sözlerine ekliyor.

Deniz suyu arındırma yönteminin aşırı kullanımının, tuzla oluşumuna, sera gazlarının artmasına ve sahillerin harap olmasına yol açacağı öne sürülüyor.

Bu ve benzer yapay yöntemlerin bilinçsiz kullanımı, aslında yapılmasi gerekeni de engelleyebilir; akarsular ve sulak bölgelerin koruma altına alınması. Pittock, “İhtiyacımız olan bu tür kontrolsüz mühendislik girişimleri değil. Yapmamız gereken dünyanın kaynaklarına doğa ile uyumlu koruma yöntemleri geliştirmek » diyor.

Deniz suyunu tuzdan arındırma işleminin en çok yapıldığı yerler, dünyanın en susuz, kurak ve en kalabalık bölgeleri. Aralarında Avustralya, Ortadoğu, İspanya, İngiltere, ABD, Hindistan ve Çin var.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı verilerine göre Arabistan Yarımadası, temiz su ihtiyacının % 60’ını denizsuyunu arındırarak sağlıyor. İspanya ise tarımsal sulamasının %20’sini bu yolla elde ediyor.
(NTVMSNBC)

Nokia N72 Cep Telefonu
Nokia N72 Cep Telefonu

[ N72 ]
Liste Fiyatı : 499.00 €
İndirimli Özel Fiyat : 432.50 € Küçük Deniz Kızı - Little Mermaid, The
Küçük Deniz Kızı - Little Mermaid, The

[ VCD ]
Liste Fiyatı : 12.50 TL
İndirimli Özel Fiyat : 9.36 TL King TSK-2397 Grill Izgara
King TSK-2397 Grill Izgara

[ TSK-2397 ]
Liste Fiyatı : 99.00 TL
İndirimli Özel Fiyat : 79.90 TL

Bağlantılarım

  • RSS
  • Anne ile Bebeği
Blogcu ile yapıldı